Güncel Haberler

Bindik Bir Alemete; Gidiyoruz Kıyamete

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum sonucu kabul edilerek 9 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bir ay sonra dördüncü senesini tamamlayacak olan yeni sistemin karnesi baştan sona kırıklarla doludur ve “sınıfı geçme” ihtimali pek zayıf gözükmektedir. “Ne ararsan bulunur, derde devâdan gayrı” kabilindeki yeni hükümet sistemi dört yılda Türkiye’yi uçurumun kenarına getirmiştir.Cumhurbaşkanımızın geçen yıl faize savaş açmasıyla başlayan ve halen artçı sarsıntılarla devam eden ekonomik deprem ; 1970’lerin, 1980’lerin krizlerini ” mumla aratır” hale gelmiştir. Onu bunu bilmem, gördüğüm şudur; ” kişinin kınadığı şey başına gelmeden Allah onun canını almaz” hadisinin tecelli ettiğidir. Her konuşmasında geçmişi suçlayan, nedenini bildiği halde gerçeği söylemeyen siyasi akıl, eninde sonunda “dilinin cezasını çekiyor” ve aynı şeyleri yaşıyor. 1970’lerdeki akaryakıt, tüpgaz, yağ, şeker kuyruklarının nedeni ; hükümetlerin beceriksizliği midir, yoksa Kıbrıs Barış Harekatı yüzünden maruz kaldığımız ambargo ve abluka mıdır? “70 cente muhtaç olmamızın” sebebi, İsrail’e karşı Filistin’in yanında durmamız, FKÖ’ye Ankara’da temsilcilik açtırmamız olmasın? Ya da Amerika’nın karşı çıkmasına rağmen Seydişehir Alüminyum Fabrikasını, İskenderun Demir Çelik Fabrikasını Ruslara yaptırmamız olabilir mi?Mesela; İkinci Dünya Savaşı’nda “tarafsız kaldı” diye eleştirdiğiniz İsmet İnönü’ye inat, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda iki tarafı da idare ediyorsunuz ve bunun adına da ” çok yönlü dış politika” diyorsunuz. İnönü’den başladık yine onunla devam edelim, “Boraltan Köprüsü Faciası” adı verilen olay içimizde büyuk bir acıdır.İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusu saflarında Ruslara karşı savaşan Türklerden 146’sı savaş bitince Türkiye’ye sığınır.Rusya bunların derhal iade edilmesini ister.İnönü durumun kötüye gittiğini görünce soydaşlarımızı Rusya’ya iade eder ve bunlar kurşuna dizilir.İyi de bugün Çin’in talebi üzerine iade ettiğimiz Uygur Türk’ü kaç kişidir, biliyor muyuz? Bunlar Çin’de kırmızı halı ile karşılandı sanıyorsunuz? Rahip Bronson ve Cemal Kaşıkçı meselesine girmeye gerek var mı?”Devlet, Dersim’de katliam yaptı, özür diliyoruz” diyenler, çözüm sürecinde ihanetin kıyılarında gezdikten sonra terörle “adam gibi” mücadele etmeye başladılar ve “inlerine kadar girdiler”.Demek ki neymiş, “devlet teröristle, eşkiya ile, vatan haini ile” masaya oturmazmış” ve “savaşırmış”. Devlet budur.1937’de Tunceli’de eşkiyanın belini kıran devletle bugün Güneydoğu’da, Kuzey Irak’ta, Suriye’de Pkk ile savaşan devlet aynıdır. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile TBMM devre dışı bırakılmış, “atanmışların” üstünlüğü tescillenmiş ve ” milli irade” yok sayılmıştır”. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmekle birlikte hükümet üyelerinin parlamento dışından “atama” ile göreve getirilmesi, milli iradeye yani ” halkın kendi kendini yönetmesi” mantığına terstir. Yeni sisteme göre Cumhurbaşkanlığı ile TBMM ‘ne “kanun yapma” yetkisi vermekte ancak Cumhurbaşkanlığının çıkardığı kanunla TBMM’nin çıkardığı kanun birbirine zıt olursa TBMM’nin kanunu geçerli sayılıyor.Cumhurbaşkanı meclisi feshedebiliyor ama aynı zamanda kendisinin de görev süresi bitiyor.Bir kişi nasıl olur da 83 milyonun seçtiği “milli iradenin kalbi” olan meclisi bir imza ile silebiliyor, anlayabilmiş değilim.”Denetlenme” yok, istisnai haller dışında “sorumluluk” yok,.” hesap verme” yok ama olağanüstü yetkileri var.İnşallah bir gün gelir hemşehrimiz Mehmet Parsak konuşur da bu ” ucube” sistemin kimler tarafından sipariş edildiğini öğreniriz.Yeni sistem Türkiye’yi şaha kaldıracağı yerde ekonomik krize sokmuş, ülkede enflasyon patlamış, Merkez Bankası rezervleri erimiş; hükümet ise bütçe açığını kapatabilmek için sabah akşam zam yapmakla meşguldür. “İhracatta rekor kırdık” diyenler, bunun nedenini keşke araştırsalar.İç piyasa çöktüğü için sanayicilerin tek şansı “yurt dışı”.Milli paramız pul olmuş, fiyatlar artık “dolar” cinsinden belirlenmeye başlamıştır. Gayrimenkul sektörü çoktan Dolara geçti bile.1 Bulgar levası 9 Türk Lirası yapıyorsa neyi tartışacağız? Tekstil mesleği uğraştığım için gayet iyi biliyorum, sektörümüzde iplik, kumaş, malzeme fiyatları TL ile değil Dolar cinsinden belirleniyor. Korkarım bir süre sonra ekmek, süt, et fiyatları da Dolara endekslenecek.Irak, İran, Suriye gibi biz de dolara geçmek durumunda kalacağız. Hani “yerli ve milli” idik ?. Rusya Ukrayna’ya saldırmadan önce faizleri yukarı çekti.Değer kaybedeceği düşünülen Ruble savaş uzamasına rağmen gücünü korudu.Şimdi Rusya kademeli olarak faizleri indiriyor.Dolayısıyla Rusya bir hamle ile milli.para birimini korumayı başardı.Biz ise geçen yıl Ağustos ayında tarihi bir hata yaparak faizi indirmeye başladık.Ve bunu ” nass” ile ilişkilendirerek, dini referansla yapmaya kalktık.Aynı hükümet 2018’de düşen faizleri yükseltmedi mi? Niye 4 aydır faizi sabit tutuyoruz?Son bir yılda başımıza gelenlere bakınca 2001 yılını hatirlamamak mümkün değil.Büyük bir felaketin içine doğru savrulduğumuz kesin.O halde ne yapılmalı?Şu an eksikliğini hissettiğimiz şey; dolar, euro, altın, petrol değil GÜVEN’dir. Hükümetin en kısa zamanda seçim kararı alarak ” güven tazelemesi” şarttır. Seçimi ister Cumhur, isterse Millet ittifakının adayı kazansın, önemli değil.güven tazelemek işleri belli ölçüde rayına sokacaktır.Erken ya da normal zamanda yapılacak seçimden sonra “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin masaya yatırılması artık bir “bekâ” meselesidir. Dört yıllık uygulama, tek kelimeyle “hayâl kırıklığıdır:.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.