ÖNCE SİYASET KURUMU SENKRONİZE OLMALİ…

Yılbaşı gecesinde…
Herkesin güzel günler temenni ettiği bir gecede…
Hıristiyan Müslüman demeden kalaşnikofla katlediliyor insanlar.

Coğrafi olarak Türkiye, Rusya ve İran’dan sonra yüz ölçümü olarak bölgesinin yaşanabilir alanları en çok olan bir ülke…
Rusya’nın kuzey kısımlarında, İran’ın çöllerinde yaşayan insanlar kilometrekarelere denk gelecek rakamlarla açıklanır. Dolayısıyla bu geniş coğrafya teröre her zaman açık bölgedir. Hele birde içinde bulunduğumuz coğrafyanın kendine has handikapları ve yıllardır, BOP ve GEBOP gibi projelerden kaynaklı huzur bulmayan gerginlikler bu coğrafyayı her türlü terör olaylarına ne kadar önlem alırsanız alın operasyona açık hale getirir.

İşte 15 temmuz da gördük…
Ordumuz, emniyetimiz sızmalarla operasyona ve bazı operasyonlara müsamahakar hale gelmiş, getirilmiş, hep birlikte gördük.
Rus büyük elçisinin katledilmesi… Bu kadar kolay olmamalıydı…
Cumartesi iznine çıkan Mehmetçik… Bu kadar kolay katledilmemeliydi?
Otobüs durağında bekleyen vatandaş… Bu kadar ucuz ölmemeliydi…
Maçtan dönen seyirci … Bu kadar kolay kahpece katledilmemeliydi…
Sultanahmet camisini gezen turist… güzelliği görmeye gelirken bu kadar çirkin öldürülmemeliydi…
Ama öldürüldüler, katledildiler…

Bu kadar masum insan öldürülürken devlet tedbir almadı mı?
Almadı iddiasında bulunan kişi muhakkak ki geri zekâlıdır, dünyadan bi haberdir, laf olsun diye konuşuyordur, eleştiriyordur.
Teknoloji nasıl ışık hızında gelişip de hırsızlık/dolandırıcılık türleri de aynı ışık hızındaki teknolojik gelişmeye paralel kendini geliştiriyorsa terör eylemleri de buna paralel geliştiriliyor.

Şu anda Türkiye: Birbiriyle soğuk diplomatik soğuk savaş yaşayan ülkelerin, sahaları kapatılmış ve nefret nöbetlerinin başka sahaya alınmış deplasman sahası gibi…
Kendi teröristimizle uğraştığımız yetmezmiş gibi bir de dünya teröristlerinin hesaplaşma sahasıyız…
Bu diplomatik soğuk savaşın içinde olan İran’da bu tür eylemlerle karşılaşmıyoruz…
Bu diplomatik soğuk savaşın içinde olan Rusya’da bu tür eylemlere karşılaşmıyoruz…
Ama Trump’a mesaj vermek isteyen ABD derin devleti Türkiye teröristleri (FETÖ/PKK) ile Rus büyükelçisini katlettirerek mesaj verebiliyor…

Yani artık her yanımızla ve her yerimizle terör eylemlerine açık hale geldik…
Gezemeye gideceğimiz parktan, alışveriş yapacağımız AVM ve hatta elimizin altındaki bilgisayarlar/gelişmiş telefonlarımız bile terörist eylemlere açık hale gelmiş durumda…
Bilgisayarımızda hangi programdan virüs kapacağımızdan tutun hangi AVM’ye gidersek terörist eylemden uzak kalırız gibi birçok paranoyak düşünceleri aklımızdan geçirmek zorunda kalıyoruz.
Ayrıca sanki Türkiye’deki terörist eylemler cumartesi otomasyonuna bağlanmış gibi her hafta sonu yüreğimiz ağzımızda “acaba bugün nerede bir terör eylemi olacak diye yürek çarpıntısı ile yaşıyoruz. “

Her hafta farklı bir mekân-grup seçimi ile terör yüreklerimize daha çok korku saçarak bizi korkutmakla birlikte, birlik beraberlikte çözülmeler yaratarak her kesimin terörist eylemin ilgi ve etki alanında olduğu algısı yaratarak iç savaş denemeleri/provaları yapıyor sanki.
Bu yetmiyor aynı zamanda beynimizde “güvenlik zafiyeti/istihbarat zafiyeti” algıları üreterek devletin güvenlik kurumlarını milletin gözünden düşürmek istiyor.

Açık ve net…
Zafiyet büyüdükçe tehdit rahatlaşır…
Zafiyet büyüdükçe saldırılar çeşitlenir, sıklaşır…
Biz bu sorunlarımızı sadece siyasetin birincil etkin gücü ile (iktidarı ile) aşamayız.
Hele hele iktidarların her eylem sonrası yaptığı benzeş popülist açıklamalarla hiç hiçine aşamayız.
Bir terör eylemi sınır ötesinde planlanıyor, terörist de elini kolunu sallaya sallaya sınırdan içeri girip içerde ihtiyacı olan terör malzemesini temin edebiliyor ve eylemini gerçekleştirebiliyorsa siyaset kurumu iktidarı ve muhalefeti ile daha senkronize olması gerek.

Hiçbir terör örgütü kendinden ibaret, kendiyle sınırlı değildir.
Bu yüzden PKK’ya Kandildeki birkaç lider, IŞID’e bir avuç radikal İslamcı gözüyle bakamayız. Kullandığı silahlara, giydiği elbiselere, kullandığı araçlara bakın daha iyi anlarsınız. Ya da bunlara bakarak bunların arkasındaki devlet ve devlet kurumlarını daha iyi fark edersiniz.
Yani terörle mücadele sadece içerde senkronize olmayla da bitmez. Dışarıyla da senkronize olmanız gerekmektedir.

Bu yüzden siyaset kurumumuz aklını başına alacak bu ülke insanının daha büyük felaketlerle tanışmaması için dillerinden düşürmediği birlik beraberliği önce kendi arasında sağlayacak, önce kendi arasında senkronize olacak, Türkiye’yi sokulmak istenen batağın içinden çıkartılıp alacak.

Eğer iktidar yıllarca Suriye’nin bataklık olduğunu söyleyenlerin sözlerine itibar etseydi gerçekten başımıza bunlar gelir miydi? Teröre bu kadar açık olur muyduk? Veya terör ve terörist adına bazı şeyler bu kadar kolay gerçekleşir miydi?
Açılım paketi denilen paketin içeriği gerçekten bilinseydi, vatandaşa açıklansaydı, teröristle masaya oturulmasaydı PKK bu kadar güçlenir miydi?
Alnı secdeye değiyor diye ne istedilerse verilen FETÖ örgütü elebaş üyeleri ile ilgili bırakın istihbarat etmeyi, geçmişin MGK tutanakları ciddiye alınsa aynı kararlılıkta uygulansa bu örgüt emniyetimizde ve ordumuzda bu kadar kolay yuvalanabilir miydi? Bu kadar kolay darbe yapma gücüne ulaşabilir miydi? Eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’un dönemin başbakanına, bugünün cumhurbaşkanına “bunlara çok yüz veriyorsunuz, sıra size gelecek” sözü ciddiye alınsaydı bu örgüt bu kadar kolay başarıya ulaşır mıydı?

Kendinize samimiyet içinde bu üç soruyu sorun, samimiyet içinde cevabınızı verin, siyaset kurumunun önce kendi arasında sonra hem içerde hem dışarıda senkronize olması gerekir dememin gerçek amacını daha iyi anlarsınız.

0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir