Ömer Altın’ın Kaleminden Nizam-ı Alem…

Nizam ı Alem: Beş merhalede toplanır. 1. Nizam ı Nefs,2. Nizam ı Aile, 3. Nizam ı Cemiyyet, 4. Nizam ı Devlet, 5 Nizam ı Alem.

Nizam ı Alem Ideali: Kısaca değinecek olursak; Allah’ın (C.C) Emir ve yasakları doğrultusunda insanın kendi nefsine, ailesine, cemiyete (sosyal çevreye) devlete, ve en son olarak ta dünyadaki bütün insanlığa düzen vermesi,dizayn etmesi,insanlığın mutlak doğruyu, mutlak iyiyi, mutlak güzeli yakalayıncaya kadar çabalamalarının, gayretlerinin, çalışmalarının tümü mefkurevi bir olgudur. Dünyada din Allah’ın oluncaya kadar fitne ortadan kalkıncaya kadar mücadele etmenin adı da diyebiliriz.

Dünya’da dökülen gözyaşından akan kandan hepimiz şikayetçiyizdir. Fakat bu garabetten kurtulmak için de birşeyler yapmazsak yani çözüm üretmeden sadece eleştiride bulunursak yapacagımız işlem neticesinde fitne oluşacaktır . Yeryüzünde yaşamış çesitli filozoflar , fikir adamları mutlak iyiye ulaşmanın mümkün olup olmadığı hususunda düşüncelerini beyan etmişlerdir . Bu beyan sahipleri herkesin mutlu olacağı bir sistemin mümkün olup olmadığını araştırmışlardır . Öyle ki mutlak iyinin mutlak güzelin ulaşılamaz bir olgu olduğu filozoflar tarafından beyan edilmiştir . Mutlak iyiye ulaşmak mümkün değilse yaşamayalım mı yani ? Kati surette böyle bir ümitsizliğe bizim nizamı alem anlayışımız müsaade vermez. Mutlak iyiye ulaşmak mümkün değildir , mutlak güzele ulaşmak mümkün değildir . Lakin bulunduğumuz durumdan daha iyiye daha güzele ulaşmak mümkündür ve bu durumu bizler gerçekleştirebilecek yeteneğe ve yeterliliğe sahibiz . Bundan dolayı yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun . Öyle ki ilk ve en büyük misyonumuz ümitsizliğe kapılmamaktır.

Mutlak iyiye mutlak güzele ulaşmak için herkes bir yol seçmiştir . Bana göre ise bu yolun başatı  adalettir . Öyle ki İslam dininde Allah katında üstünlüğün ancak takva ile mümkün olacağı belirtilmiştir. Fakat takvanın ne olduğu hususunda net bir görüş yoktur . Çoğu İslam alimi adalet olgusunun takvaya en yakın olgulardan olduğundan bahsetmişlerdir. Öyle ki adaleti gerçekleştirmeye çalıştıkça Allah ın da rızasını kazanacağız .

Kime göre adalet ; neye göre adalet ?

Üzülerek  belirtmeyelim ki dostlarım adaletin anlamı kişiden kişiye değişmektedir . Yeri geliyor bir hırsız Dünya’nın zenginleri ile kendisini kıyaslayıp çalmak fiilini yani haksız kazancı meşru görmektedir . Bu durum beni üzmektedir . Kanımca adaletin gerçekleşmesi de mümkün değildir . Lakin bulunduğumuz durumdan daha adilane bir duruma geçmek yine bizim yetenek ve yeterliliğimizdedir . Herbirimiz iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uymalıyız . Dürüstlük kuralı çerçevesinde karşımızdaki bizim durumumuzu nasıl biliyorsa o şekilde hareket etmeliyiz . Hileye başvurarak  karşı tarafın beyninde oluşmuş düşüncelere aykırı şeyler yapmamalıyız. Güçlü olduğumuz durumda ezmeyi düşünmemeliyiz ki  bizden daha güçlüsü geldiğinde de ezilmeyeceğimizden emin olalım . Yapacağımız işlemlerde vicdanımızın sesine kulak vermeliyiz  ki gece yastığa başımızı koyduğumuzda rahatça uyuyabilelim . Bu durumlar kamu düzeninin de yapıtaşlarıdır.  Adalet bir gün herkese lazım olacaktır .  Bananecilik bizim nizamı alem anlayışımıza ters düşer . Hiç şüphesiz ‘’ Her koyun kendi bacağından asılır ‘’ sözü Yahudi sözüdür . Türk İslam camiası nerede bir haksızlık varsa onunla mücadele etmiştir , zalimin ensesine tokat olmuştur.Atalarımıza layık bireyler olmalıyız.  Empati yapmalıyız değerli okurlar. Unutmayalım ki karşımızdakini ‘’sen’’ diye suçlarken bir parmak karşıyı 3 parmak ise bizi yani suçlayanı  gösterir .

Hiç şüphesiz herkesin vicdanı da farklı kararlar alıp uygulamaktadır . Kişisel çıkarlar , çeşitli irade fesatlıkları insanların vicdanlarından gelecek sesleri etkilemektedir . Vicdandan gelecek sesin de mutlak doğru olamayacağı açık ve nettir. Bunun çözümü ise İslam a dayanan bir vicdana sahip olmaktan geçer .

Allah bizleri ıslah etsin

Ömer Altun-Şuhut

0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir