“KİBİR” Hastalığı üzerine…

Cenabı Hak “Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin” buyurur. (İsra – 37)

Buradan “kibir ve gurur”un büyük günahlardan olduğunu anlayabiliriz.

Konu hakkında onlarca hadisi şerif ve Efendimiz’in hayatından yaşanan olaylar var.

“Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse cehenneme girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez”

“Kişi kendisini (halktan büyük görüp) uzak tuta tuta cebbarlar arasına kaydedilir de onların başına gelen musibete duçar olur.”

Diyor Efendimiz S.A.S.

Hasan-el Basri hazretleri de kibri anlatırken “Eğer fakirlik, hastalık ve ölüm olmasaydı,âdem oğlunun kibrinin şiddetinden başı eğilmez olurdu.” Der.

Keşke öyle olsaydı…

Kibir, gurur, büyüklenme karşısında “cennete girmezsiniz” uyarılarına rağmen, defalarca yapılan ciddi ikazlara rağmen toplumuzda kibir ciddi bir hastalık haline geldi.

Fakirlik, hastalık, ölüm… Hatta Cehennem olgusu bile bu kötü huya engel olamıyor.

Şeytandandır deyip de işin içinde kurtulamayız.

Bir bakıyorsunuz, mesleki ve diploma olarak en üst düzeye gelmiş, görüntü olarak dini bütün, hem dini, hem de beşeri bilgi olarak örnek gösterilebilecek derecede… Görüntü itibariyle dört dörtlük bir “Müslüman” kardeşimiz, saygın ve üstün ve meslek grubundan, Maşallah iyi de para kazanıyor… Ama gelgelelim ki “kibir” hayatından “vazgeçilmez” bir parça olmuş, “kibir” bir huy haline gelmiş.

Yürüyüşünde kibir, konuşmasında kibir, gülmesinde kibir, bakmasında kibir, hatta kıldığı namazda kıyamda bile kibirli bir duruş…

Sadece “ben” yetkiliyim. Diğerleri yetkisiz ve kabiliyetsiz…

Sadece “ben” yeterliyim. Diğerleri yetersiz ve eksik…

Başkaları adına da “ben” karar veririm, “ben” yol gösteririm, “ben” yönlendiririm… Diğerleri ise “ben”im dediğimi uygular, “ben”i taklit eder. Çünkü “ben” en iyisini, en doğrusunu bilirim.

“Ben” eleştiririm, “ben” söylerim, “ben” kızarım, “ben” bağırırım, “ben” yazarım, “ben” çizerim, eğer hakaret edilecekse “ben” ederim… Çünkü “ben” bilirim, sadece “ben” bilirim. Çünkü “ben” doğruyum, “ben” eksiksizim… Eğer “ben” demişsem yüzde yüz doğrudur, “ben” bir fikri savunuyorsam yanılma ihtimalim sıfırdır, “ben” her şeyin en doğrusunu, en mükemmelini bilir ve düşünürüm… Başkalarının “ben”i ya da fikirlerimi, ya da yaptıklarımı eleştirmeye, yargılamaya, görüş bildirmeye hakkı olamaz…

Sadece “ben” milliyetçiyim. Diğerleri vatan, millet, devlet düşmanı…

Sadece “ben” dindarım. Diğerlerinde mutlaka bir eksiklik var…

Bu vatanı, bu milleti sadece “ben” ve “benim desteklediğim kişiler” sever. Diğerleri vatan, millet düşmanı, onların bu vatanı, milleti, devleti sevme durumu yok.

“Ben”, “ben”, “ben…”

Bu rahmet ayında başta kendim olmak üzere, hepimizin bu kötü huy karşısında kendimizi denetlememiz, öz eleştiri yapmamız, eğer bir kusurumuz varsa düzeltmemiz gerekiyor diye düşünüyorum…

Allah, hepimizi bu hastalıktan korusun…

 

idrisozek@gmail.com

Kaynak : Afyon Haber

 

0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir