İSLAM DÜNYASININ EN BÜYÜK PROBLEMİ BİLGİSİZLİK VE CAHİLLİKTİR.

Peygamber Efendimiz birçok hadislerinde ilmin ehemmiyetine işaret buyurmuş, İslam’ın ilme verdiği önemi dile getirmiştir. Medine’yi, Ravza-i Mutahhara’yı ziyaret edenler görmüşlerdir. Peygamberimizin mübarek mezarlarının bulunduğu yerin arkasında dikdörtgen şeklinde bir saha, diğer mescit seviyesinden bir miktar yükseltilmiş, bir sofa” şeklinde inşa edilmiştir. Orayı ziyaret bahtiyarlığına erişenler bu mahalde namaz kılmaya bilhassa dikkat ve îtina/özen gösterirler. Hicret’ten hemen sonra, Mescidi-i Nebevi’nin bir tarafına yapılan bu ”sofa” veya platform, İslamiyet’in ilk üniversitesi olmuştur diyebiliriz. Buraya gelen talebeler bu “suffa” da toplanırlar ve ilim tahsil ederlermiş. Onun için onlara “Ehl-i suffa-Ashab-ı suffa” demek adet olmuştur. Rasulullah Efendimiz bir gün mescide girdiklerinde bir grup insanın Kur’an okuyup dua ettiklerini, başka bir grubun da ilim tahsil ettiğini görür ve der ki: “Hepsi de hayırlı iş üzerindeler. Bunlar Kur’an okuyup Allah’a dua ediyorlar. Allah dilerse onlara istediklerini verir, dilerse vermez. Şunlar da öğreniyor ve öğretiyorlar. Ben muallim olarak gönderildim”… Ve ilim tahsil edenlerin yanına oturur…
En Büyük Muallim Hz. Muhammed’dir
En büyük “muallim” Peygamber Efendimizdir. Kendisi bu muallimlik vazifesini tam yaptığına da Veda Hutbesi’ni irad buyururken orada bulunan insanları, o bahtiyar kimseleri şahit tutmuş, “Şahit ol Ya Rab” diyerek bu sözü üç defa tekrarlamış şahadetin Cenabı Hakka ulaşmasına dua etmiştir.
Resûlullah (s) buyurmuştur: “İlim talebi her Müslüman’a farzdır. İlmi ehlinden başkasına veren, domuzlara cevher, inci ve altın gerdanlık takan kimse gibidir.” Burada hemen bazı müfsitlerin sapık iddia ve düşüncelerine de cevap vermek isterim. Onlar İslamiyet’in zuhuru sırasında müspet ilimlerin, mesela matematiğin, mesela fizik ve kimyanın mevcut olmadığını, dolayısıyla, burada zikredilenin sadece “Din ilmi” olduğunu, böylece, İslam’ın “müspet” denen ilimlerle alakasının bulunmadığını ileri sürerler. Böylece kafaları bulandırmaya, insanların düşüncesini saptırmaya çalışırlar. Bunlara en iyi cevabı gene Rasulullah Efendimiz vermiş, “İlim Müslümanın yitik malıdır; nerede bulursa alır. İlim Çin’de de olsa onu arayınız – İlim talebi her Müslüman’a farzdır.” buyurmuştur.
Allah ve Resulünün okuma ve yazmaya verdiği önem Bedir savaşı sonrasında açıkça görülmüştür. Sevgili Peygamberimiz Bedir savaşında esir düşen müşrikler için fidye olarak adam başına 4 bin dirhem ücret biçtiği halde, bunların arasında okuması yazması olanların Medineli 10 Müslüman’a okuma yazma öğretmek suretiyle serbest bırakılmalarını emretmişti.
İslam Dünyasının En Büyük Problemi Bilgisizlik ve Cahilliktir
Bize göre İslâm dünyasının en büyük problemi bilgisizlik ve cehalettir. İslam’a göre bir Mümin bildiği işi yapmalı ve yaptığı işi de iyi bilmelidir. Yarım imam dinden, yarım doktor candan eder sözü boşuna söylenmemiştir.
İslâm’a göre ilim ve hikmet müminin yitik malıdır; mümin, yerine ve söyleyene bakmaksızın onu nerede bulursa almalıdır. Her kötülüğün, hatta küfür ve şirkin de başı bilgisizlik ve cehalettir Yüce kitabımızda “insanın cahillerden olmaması (En’âm, 6/35; Hûd, 11/46), cahillerden yüz çevrilmesi gerektiği (Bakara, 2/67; Ar’âf, 7/199)” bildirilmiştir. İslâm dünyasının bu günkü perişan halinin sebebi de cehalettir. Küfrün ne demek olduğunu bilen bir kimse kâfir olmaz Şirkin ne demek olduğunu bilen, Allah’a ortak koşmaz, Allah’tan başkasına ibadet etmez Bunun içindir ki Kur’an-ı Kerim’de “Sakın ha cahillerden olma!” (el-En’âm, 6/35) buyurulmuştur Kur’an-ı Kerîm’in açıkça ifade ettiğine göre “Kulları içerisinde Allah’tan ancak âlimler korkar.” (el-Fâtır, 35/28)
Muharrem Günay
Kocatepe

0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir