Çiğiltepe’den Kocatepe’ye son mesaj…

Albay Reşat Bey’in Hikayesi Gazi elinde dürbün, Kocatepe’de bulunduğu noktadan Sincanlı yönüne doğru bakıyordu. Sincanlı Ovası’na doğru kesif bir duman yükseliyordu. İlerleyen, taarruza kalkan alaylar, sanki Anadolu efsanelerinin birinden çıkmış, tarih denilen o sahnede oyunlarını olağanüstü bir yetenekle oynuyorlardı. İnsan haykırışları; kesif tüfek sesleri, arada bir kükreyen toplar, ölüm anında hançereden çıkan çığlıklar… Ve tepeden ovalara doğru inildikçe, güneşe doğru yönünü dönmüş bozkır çiçekleri… Çiçek umut ve gelecek demektir. Zaten bütün yürekler, bir çiçek gibi…

"Çiğiltepe’den Kocatepe’ye son mesaj…"

Gönenlioğlu sülalesinden Bekir Çavuş oğlu Hasan Akgönen

1316 doğumlu (1900) 14 yaşında elverir olarak askere  almışlar.Güney cepheye verilmiş.Mısırda suriyede (sina çölünde) ve gazzede savaşmıştır. Gazzede İngilizlere esir düşmüş kısa süre bir sonra savaş bitmiş barış yapılımış mısırdaki esir kampından serbest bırakılmıştır. Memleketine gelmek üzere yola çıkmış kurtuluş savaşı başladığı için akşehirdeki birliklere katılmış kurtuluş savaşı boyunca Kuvayi Milliye saflarında savaşmıştır. Büyük taaruzda Ali İhsanPaşa komutasındaki birliklerle beraber Afyona girmiş, Dumlupınar meydan muhaberesine katılmış yunanlılar izmirde denize dökülünceye kadar birliği ile Yunanlıları kovalamıştır.…

"Gönenlioğlu sülalesinden Bekir Çavuş oğlu Hasan Akgönen"

NUTUK VE ATATÜRK EVİ…

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ün kurtuluş Savaşı sonrasında Şuhut Karlık köyü ndeki bekir hocaya kendi el yazısı ile yazdığı Osmanlıca yazılı NUTUK kitabını göndermiştir.                                                                       Kurtuluş Savaşı esnasında Şuhut ta Atatürk e rehberlik eden kişinin Karlık köyü eski muhtarı bekir hoca dır bekir hoca Atatürk ü kocatepe ye çıkartacak 35 kişilik süvari grubunun başında Dündar (süvari başı) görevindedir ve bu kitap şu an Şuhut Atatürk evinde sergilenen bir eseridir. Koruma…

"NUTUK VE ATATÜRK EVİ…"

Hamza Paşa ve Şuhut…

İnsanoğlu doğup büyüdüğü toprakların tarihini hep merak eder. Buraya nereden gelindiği? kaç kuşaktır bu coğrafyada yaşandığı? Köklerin nereye dayandığı? Kimlerle akraba olunduğu? gibi pek çok soru kafalara takılır. Mensubiyet duygusu böyle oluşur ve devamında ”millet”adını verdiğimiz, aynı maziyi paylaşan, aynı kültüre sahip, gelecekte de bir ve beraber yaşamaya azmetmiş insan topluluğu meydana gelir. Dil, inanç, gelenek, görenek gibi unsurlar ”millet” olmanın yapı taşlarıdır. Bu, asırlar sürecek ve kıvamını alacak bir harmanlama sürecidir. Yeryüzünde Türk Milleti…

"Hamza Paşa ve Şuhut…"

BİR ZAMANLAR İSMAİL BEY SOKAĞI…

BİR ZAMANLAR İSMAİL BEY SOKAĞI Sokağımız Şuhut ‘ta mahallesi Yalı Adını ev sahibimizden almış İsmail Bey Sokağı Atatürk Evi ile bulunur Kanber Çeşmesi Kanber Ninem vardı sokağın en yaşlı ninesi Şimdi hatırlayan kaç kişi acaba?   Bilmem ki ne taraftan başlasam, Doğudan mı Batıdan mı saysam, Batıdan başlayarak Şükrü ve İsmail Amcam, Hacer Yenge ve oğlu Yusuf desem, Şimdi hatırlayan kaç kişi acaba?   Hacer Yengemin kızları Dudu ve Rahime de, Ratibe Abla evli oturur…

"BİR ZAMANLAR İSMAİL BEY SOKAĞI…"
Uzun yıllar Frig ve Bizans toprakları içinde yer alan Şuhut ve civarına Müslümanların ilk kez 8.yüzyılda geldiklerini görmekteyiz. Emevi Halifesi Hüşşüm’ün iki oğlu Muaviye ve Süleyman komutasındaki doksan bin kişilik İslam ordusu 739 yılında Suriye kapılarından Anadolu’ya girdi. Malik bin Şebib komutasındaki yirmi bin kişilik öncü kuvvet, Afyon bölgesine kadar ilerledi ve Afyon Kalesini ele geçirdi. Kalenin önünde Bizans ordusu ile İslam ordusu arasında büyük bir savaş çıktı. Müslümanlar çember içine alındılar. Uzun bir mücadele sonucu Malik bin Şebib komutasında ki İslam askerleri düşmanı yarıp Şuhut civarına çekildiler. Tahminen Şuhut’un güney tarafında meydana gelen savaşta komutan Malik bin Şebib’te şehitler arasındaydı. Kurtulan altı bin sekiz yüz asker geri çekilerek büyük orduya katıldılar. 740 yılında olan ŞUHUT SAVAŞI ile topraklarımıza ilk defa Müslümanlar ayak basmış oldu. Hatta kimi araştırmacılar Şuhut’un ismini bu savaşta şehit olan askerlerden dolayı aldığını Şuhut isminin (şehitler) anlamına geldiğini ifade ederler. Bir rivayete göre Enes bin Malik’in oğlu olduğu iddia edilen fakat sağlam kaynaklara göre onun sancaktarı olduğu belirtilen Malik bin Şebib’in mezarı Anayurt köyündedir.
Bu tarihten sonra İslam orduları değişik defalar Anadolu içlerine akınlar düzenledilerse de kayda değer bir başarı elde edemediler.
Orta Asya’da Buhara taraflarında oturmakta olan Türkmen’ler, kendiliklerinden Müslüman olmuşlardı. Gazneli Mahmud Han’a bir elçi göndererek yeni bir yurda yerleşmek istediklerini söylediler. Bir süre sonra İran taraflarında Büyük Selçuklu Devleti kurulunca Türkmenler batıya doğru gönderildiler. Bu devletin başına 1061 yılında Alparslan seçilince Türkmen boylarıyla beraber Anadolu içlerine akınlar yapılmaya başlandı. Türkmen Komutanlarından Emir Afşin 1068 yılında Torosları aşıp Afyon ve civarına girdi. Şuhut’un doğusundan geçerek Emirdağ bölgesine ulaştı ve burasını zaptetti.
Alparslan’ın 1071 yılında Bizans ordusunu yenmesiyle Anadolu’nun kapıları açıldı. Yoğun Selçuklu akınları sonunda Dolathan, Emir Sanduk ve Emir Afşin komutasındaki ordular Afyon bölgesini fethettiler. Şuhut 1077 yılında Bizanslılardan alındı. Yerleşik rum halkı batıya ve Konya (Karaman) taraflarına kaçarken boşalan yerlere Türkmenlerin iskânına başlandı. Bu arada küçük Bizans beyliklerinin elinde kalan yerlerde Bolvadin ve Myrikephalon (Miryokefalon) savaşları sonunda ele geçirildi. Miryokefalon Savaşı Karaadilli ile Yalvaç arasındaki bölgede meydana geldi. Bu savaş sonrası Şuhut ve yöresi tamamen Bizanslardan temizlenip bir TÜRK yurdu oldu.
Fetihten sonra yöremize Türkmen oymaklarının iskânına başlandı. Çünkü Türkmenler yazları yaylalarda, kışları ise dağ eteklerinde, ova kenarlarında konar göçer hayatı yaşıyorlardı. Şuhut’un fethinden ancak yüz yıl sonra, köylerin teşekkül etmeye başladığını görmekteyiz. O döneme ait kayıtlarda ilk kurulan köylerimiz şunlardır: Şuhut (Merkez), Karaadilli, Balçıkhisar, Ağzıkara, Arızlı, Karacaören, Anayurt, Efe Köyü, Kürtler, Senir, Seydi Köyü, Hallaç, Karlık, İs.rail, Mahmut, İlyaslı, İsalı, Çobankaya, İcikli, Başören, Bozan, Bademli, Kulak ve Oynağan.

Bu köylerin kuruluşu takriben 1250–1300 yılları arasında gerçekleşmiştir. Diğer köylerimiz ise zamanla diğer köylerden yapılan göçler ve iskânlar sonucu kurulmuşlardır. Öyle ki 14. ve 15. yüzyıllarda Şuhut’a bağlı köy sayısı 90′ı bulmuştur.
Şuhut 1300 yılına kadar Anadolu Selçuklu devletinin sınırları içinde kalmıştır. Bu devrede Şuhut Afyon’a (Karahisar-ı Devle) bağlı bir kadılıktır. Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra kısa bir süre İlhanilerin işgalinde kalan Şuhut 1321 yılında Sahipataoğulları Beyliğinin eline geçmiştir. Beylikler dönemimin düzensizliği içinde sık sık el değiştiren Şuhut, bu kez 1341 yılında Kütahya merkezli Germiyanoğulları beyliğinin topraklarına dâhil edilmiştir. Germiyan Beylerinden Büyük Çelebi Hüsameddin Yakup bin Umurun mezarı Seydi köyündedir. Ardından gelen Yakup Çelebi, Seydi köyünü Sinanoğlu Halil’e tahsis ile vakfetmiş, atasının mezarının bulunduğu bu köyü boşaltırmış halkını da yakındaki Hallaç köyüne göndermiştir.
1364 yılında Şuhut bu defa Isparta’da kurulmuş olan Hamitoğulları Beyliğinin eline geçer. Kısa süren bu egemenlik sırasında ilçemizin en eski camisi olan Kubbeli Mescit 1368 yılında inşa edilmiştir. Ne yazık ki Kubbeli Mescit 1862 Şuhut depreminde yıkılmış ve aslına hiç benzemeyen bu günkü yapısı 1867 yılında yaptırılmıştır. 1370 yılında ilçemiz tekrar Germiyanoğulları’nın eline geçecektir. Bu arada hızla yıldızı parlayan Osmanlı Devleti Anadolu’daki beylikleri teker teker ele geçirmekte ve sınırlarını genişletmektedir. Yıldırım Beyazıt Han, Germiyanlılardan kız alınca onlarla akraba olur. Germiyan Sultanı Çelebi 2. Yakup Bey, eniştesine düğün hediyesi olarak Şuhut ve etrafındaki birkaç köyü verir. Yıldırım Beyazıt Han 1392 yılında Afyon’a giderken Şuhut’a uğrar, kendisine düğün hediyesi olarak verilen Ağzıkara köyünü ziyaret eder. Bu köyü Hummar Ana adıyla tanınan bir muhterem kadına ve evlatlarına vakfeder. Yöremizdeki Osmanlı hâkimiyeti 1402 yılında Yıldırım Beyazıt’ın Ankara savaşında Timur’a yenilmesiyle bir süreliğine bitecektir. Timur, Osmanlıların ele geçirdiği toprakları eski sahiplerine geri verir. Ve Şuhut yeniden Germiyanoğullarına teslim edilir. Son Germiyan Sultanı 2.Yakup Bey, Efe Köyü’nü Efe Sultan Hamza Beye vakfede Hamza bey 1414 yılında köye yerleşir.
Şuhut 1415 yılında Çelebi Sultan Mehmet tarafından tekrar Osmanlı topraklarına dahil edilir. Sultan, yörenin idareciliğine Sarı Demirtaş Paşa’nın oğlu Hamza Paşa’yı tayin eder. Hamza Paşa Şuhut’taki Büyük Cami (Ulu Cami-Cami-i Kebir)’yi ve Hamamı yaptırır. Büyük Cami 1862 Şuhut depreminde ciddi hasar görmüş ve önemli bir tamirden geçirilmiştir.
Osmanlı Devleti’nin ilçemizdeki egemenliği 1415 yılından 1923 yılına kadar 508 sene sürmüştür. Bu süre içinde Şuhut ve çevresine aşiret, oymak ve cemaatlerin iskân edildiğini, bu arada başka yerlerden buraya göçler yapıldığını görmekteyiz. Buna bazı kitlesel sürgünleri de eklememiz gerekmektedir. Kimi zaman huzursuzluk çıkaran bazı aşiretler Şuhut’tan başka yerlere sürgün edilmişlerdir. Mesela Yeni İl Türkmenleri ilçede büyük huzursuzluk çıkardıkları için 1695 yılında Şuhut’tan Sivas’a gönderilmişlerdir. Yine bir kısım sorun çıkaran cemaatler Kütahya tarafına sürgün edilmişlerdir. Ayrıca Balkanlardaki Osmanlı gerilemesi sonucunda yaşanan büyük göçlerde Şuhut’a Demotike bölgesi Türkleri iskân edilmiştir (19.Yüzyıl). Kan davası nedeniyle Emirdağ ilçesine bağlı
Suvermez köyünden ilçemiz Balçıkhisar Kasabasına yaklaşık 300 sene önce kitlesel bir göç yaşanmıştır. Beylikler dönemi ve Osmanlı devleti sırasında yöremize yapılan aşiret iskânları şu şekilde sıralandırılabilir;

Cemaatin Adı
1- Ağzıkaralı Cemaati (Diğer Adı: Kösekayalı Cemaati) – YÖRÜK – Şuhut’un Ağzıkara Köyüne.
2- Ahmetli Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
3- Akdağlı Cemaati – Yörük – Şuhut’a
4- Alacaatlı Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut – Karaadilli’ye
5- Alayuntlu Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a.
6- Arap, Araplı Cemaati – Konargöçer Türkmen Yörüğü – Şuhut’a.
7- Ataklı Cemaati – Yörük – Şuhut ve Karaadilli’ye
8- Karaca Araplı Cemaati – Türkmen – Şuhut’a
9- Ayaklı Cemaati – Yörük – Şuhut ve Karaadilli’ye.
10- Aydın, Aydınlı Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut Aydın Köyüne
11- Bademli Cemaati (Diğer Adı: Karamanlı Cemaati) – Yörük – Şuhut’a
12- Caberli Cemaati – Yörük – Şuhut’a (Aşiret olabilir)
13- Borlu, Borlulu Cemaati – Yörük – Şuhut’a
14- Yörükosmanoğlu Aşireti – Yörük – Şuhut’a
15- Danişmentli Aşireti – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a İskân edilen en kalabalık Türkmen aşireti. Şuhut Merkez ilçenin kökeni ağırlık olarak Danişmentli olabilir.
16- Bıçakçı Cemaati – Konargöçer Türkmen – Şuhut’a
17- Buğralar Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut ve Karaadilli’ye
18- Ceritli- Cerit Türkmeni – Konargöçer Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
19- Cihanşahlı Cemaati (Danişmentli Aşiretine dâhildir.) – Konargöçer Türkmen – Şuhut’a
20- Çakallı Cemaati – Konargöçer Türkmen – Şuhut’a
21- Çakırlı Cemaati – Konargöçer Türkmen – Şuhut’a
22- Çepnili Aşireti – Konargöçer Türkmen – Şuhut’a
23- Çürüklü Cemaati – Yörük – Şuhut ve Karaadilli’ye
24- Göçerli Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut ve Karaadilli’ye
25- Hallaçlı Cemaati – Yörük – Şuhut Hallaç Köyüne
26- Herekli Cemaati (Danişmentli Aşiretine dâhildir) – Türkmen – Şuhut’a
27- Hüseyinli Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
28- İlyaslı Cemaati – Yörük – Şuhut İlyaslı Köyüne
29- Kabaklı Cemaati (Danişmentli Aşiretine dâhildir) – Konargöçer Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
30- Karacaviranlı Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a, Karacaören Köyüne
31- Karahalilli Cemaati – Konargöçer Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
32- Karalı Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
33- Kaşıkçı Cemaati – Konargöçer Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
34- Kırıklı Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a
35- Kulak Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut Kulak Köyüne
38- Dadağlar Cemaati – Türkmen Yörüğü – Şuhut’a (Muslucalı Aşireti Kerkük, Musul

tarafından gelen ve Emirdağ bölgesinde iskân edilen büyük Türkmen Aşiretidir)
39- Küçüksermayeli Cemaati – Türkmen – Şuhut’a
40- Bozan Cemaati – Türkmen – Şuhut Bozan Köyü ( Kayı Oymağından )
41- Ali Kavaklı Cemaati – Türkmen – Şuhut’a
42- Emirli Cemaati – Yörük – Şuhut’a
43- Hamzahacılı Cemaati – Yörük – Şuhut’a
44- Karaşarlılar Cemaati – Yörük – Hallaç Köyüne
45- Kaçar Cemaati – Türkmen – Şuhut’a
46- Karlık veya Karluk Cemaati – Oğuz Cemaatlerinden olup Şuhut Karlık köyüne
Burada görüldüğü gibi bugün Şuhut’ta var olan köylerin büyük bir kısmının 700–750 senelik bir geçmişleri söz konusudur. Şeriye sicillerinde ve tapu kayıtlarında bugün mevcut olmayan bazı köylere de rastlamaktayız Demek ki bu köyler kıtlık, hastalık veya arazi sınır kavgası gibi sebeplerle başka yerlere göç etmişlerdir. Elimizdeki belgelere göre Şuhut ilçe merkezine Danişmentli Aşireti’nin iskân edildiğini, bununla beraber ilçe merkezindeki sülalelerin bir kısmının ilçeye bağlı Karlık, Yarışlı, Efe Köyü, Çobankaya, Ağzıkara, Hallaç, Anayurt gibi köylerden göç ettiklerini görmekteyiz. Bunun yanı sıra yine merkezdeki bazı aileler Afyon, Emirdağ, Şam, Musul, Kütahya, Isparta, Konya, Bursa, Ankara, Kırım, Sandıklı gibi yerlerden geldiklerini ifade ediyorlar.
Netice olarak diyebiliriz ki Şuhut ve bağlı köylerin hemen hemen tamamı yörenin fethinden hemen sonra teşekkül etmeye başlamış, ilçemize Türkmen boyları iskân edilmiş, Osmanlı döneminde de dışarıdan göçler olmuştur. Yöremiz Yörük ve Türkmen ağırlıklı bir bölgedir.
Kaynaklar;
1 – Akamasın Şehri Şuhut, Musa Seyirci – Refik Başyılmaz, Afyon 1982
2 – Afyon İli Tarihi, Süleyman Gönçer, İzmir 1971
3 – Başbakanlık Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Cemaat ve Aşiretler, Cevdet Türkay, İstanbul 1979
4 – Anadolu’da Türk Aşiretleri, Ahmet Refik, 2. Baskı, İstanbul 1989
5 – Osmanlı Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Yeni Basım, Ankara 1988
6 – Afyon-Şuhut-Balçıkhisar’da ve Çevresindeki Halk İnançları, Muhittin Özaşkın, Basılmamış Lisans Tezi, Ankara İlahiyat Fakültesi, Ankara 1979

Şuhut Anayurt Gazetesi/Tarık ÖZAŞKIN

LAKAPLARIMIZ…! (Yenilendi.)

KAÇ TANESİNİ HATIRLIYORSUNUZ. ?   Türk yurdu olma yolunda Anadolu nun kapıları açıldığı zaman boy boy Türkmenler şimdiki Şuhut İlçemiz çivarınada yerleşmeye başlamışlardır. Bunun neticesi olarak lakaplar yoğun olarak kullanılmaya başlamıştır. İşte son zamanlarda unutulmaya yüz tutan fakat hepsi ninde bir hikayesi olan ilçemizde kullanılan lakaplardan bir kısmı. Hiç kimseyi üzmek istemeyiz burada olanlar sadece bizim hatırlayabildiklerimiz.         ŞUHUT’TA YAŞAYAN SÜLALE LAKAPLARI   Abdioğulları Karabostanlar Matıroğullar Ağılar Dorumlar Maviler Tekeler Ali  …

"LAKAPLARIMIZ…! (Yenilendi.)"

Seydi Sultan Zaviye Medresesi …

Şuhut ilçesinde bulunmaktadır. Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Yukarıda bahsedilenler Afyon’da açılmış olan ve Osmanlı klâsik dönemine tesadüf eden mektep ve medreselerdir. Dolayısıyla Osmanlı’nın klâsik döneminin eğitim anlayışı içinde eğitim ve öğretimi sürdürmekteydiler. Osmanlının klasik döneminde tüm kurum ve müesseselerinin tam işlediğini görüyoruz. Fakat özellikle Kanunî Sultan Süleyman devrinden sonra Osmanlı Müesseselerinde ilk bozulma belirtilerini görmekteyiz. Bilhassa XVI. asır sonlarına doğru hem müderris kalitesi itibariyle ve hem de tedrisat ve talebe cihetiyle medreseler bozulmaya başlamış ve…

"Seydi Sultan Zaviye Medresesi …"

ŞUHUT’UN COĞRAFİ DURUMU…

İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut’un il merkezine uzaklığı 29 km’dir. Şuhut 1946 yılında ilçe olmuştur. Şuhut “keşkek” yemeğiyle ünlüdür. Önemli bir et ve patates üretim merkezidir. İlçenin tarihinin Neolitik çağa kadar uzandığı Şuhut Hisar, Karaadilli, Kepirtepe Höyüğü’nün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir. Hitit döneminde ise Afyon ve Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığına bağlı bir prenslik olan Kuvalya’nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Şuhut’un netleşmiş biçimdeki tarihi ise, Alemas adlı Frig…

"ŞUHUT’UN COĞRAFİ DURUMU…"

KAYBOLAN KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ..!

İşte Çeşmelerimiz…! Şimdi kaç tanesini hatırlıyoruz. Bunlar bizim tarih bilincimiz değillermi…? Milletlerin şuurunu tarihi ve kültürel bilinç oluşturur. Şimdi hatırlayanınız varmı bu çeşmelerin yerlerini…? Ne oldu bizim kültür varlıklarımıza…! Bizans eserlerine gösterilen özen 1000 yıllık Türk yurdu olan bu memlekete ve onun eserleri olanlardan esirgenmesi üzüntü vericidir. Ve biz Şuhutlular Türkmen yurdu olan bu diyarda kendi eserlerimize ve değerlerimize sahip çıkmazsak ; Şehit kanları ile sulanan bu diyarın tapu senetleri Türklerin ve onların torunlarının değil…

"KAYBOLAN KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ..!"